işte yine burdayım. başladığım yere geri dönüyorum. o günki kadar zayıfım, bi' o kadar tek başına...
üç sene olmuş. bu üç senede neler yaşanmış, kimler gelmiş, kimler geçmiş, kimler vazgeçmiş, kimlerden geçememişken ben, onlar beni belki de çoktan unutmuş...
hangi dehlizlere yuvarlanmışım, hangi ışıklara sığınmışım, hangisi bi' üflemeyle sönmüş, hangisi bendekini emip de söndürmüş...
kimlere vermişim en değerli denileni, kimler bi' ısırık alıp atmış, kimler dikişlerini açmış, kimler sustalısını acımasızca saplayıp bi' kenara fırlatmış..
ne zaman öldüm sanmışım, ne zaman aslında ölüp farkına bile varamamışım, ne zaman gitmişler de ben ayak seslerini bile duymamışım, ne zaman ben bu kadar aciz kalmışım..
-------- o --------
dizlerinin üstüne düştün mü hiç sen? o acı'yı tattın mı? kırıldı mı hiç diz kapağın, gözlerinden yaşlar aktı mı tuzlu tuzlu?.. bacaklarım kırıldı benim. hem de öyle kırıldılar ki artık ayağa kalkmaya korkuyorlar. ders almak değil onların ki, bi' türlü öğrenilemeyen çaresizlik. sürüne sürüne ufak mesafeleri gidip gidip geliyorum.
koşamadığını düşünsene bi'. kaçamadığını.. ne geçmişinden, ne geleceğinden. ikisi arasında karnının üzerinde iki karış yol aldığını. ya da seni sevene bile koşamadığını. seni tutup kaldırsın diye yalvaran gözlerle bakarken, onun da düşmesinden korkup ellerine vurduğunu. kendi lanetinden korktuğunu.. ördüğün ağlama duvarlarından göz yaşların akarken, ellerinle kalbine vurduğunu. daha hızlı, daha güçlü atsın diye bağırırken aslında kendi ellerinle onu durdurduğunu..
beyaz iyiydi, güzeldi... kaç beyazım var sayılmıyor. yaşım artık bilinmiyor. gençle olgun arasına sıkışmışken içimdeki çocuğu bile o ıssız parkta unuttum ben. kimsenin bi' türlü giremediği o yerde oturup kaldığı salıncakta, başı önde, ayak uçları yerde, sızlayan parmakları artık paslanmış demirlerde, yanık, tutuk, soluk...
yalvarır mı insan nolur dolu dolu nefes alabileyim diye;.. ciğerler artık tam nefes almaktan vazgeçer mi bi' gün daha yaşamanı gereksiz görüp? kollar uzanmaktan vazgeçer mi artık? hep iki yana iki yana düşer mi inadına?
gözler ne zaman başlar yeniden sulanmaya ve ne zaman yeniden ağlayabilirler? artık taşıyamadıkları, dayanamadıkları, çabalayamadıkları zaman mı?
vazgeçiyorum artık, sevmesinler.. anlaşılmadan sevilmek daha çok yakıyor bi' türlü iyileşemeyen yaralarımı. kalp sakinliyor, uslanıyor ama beyin susmuyor, karanlık boşluğunu büyüterek uyarıyor beni. "kaybolacaksın" diyor bana, "bir gün hiç beklemediğin bi' anda tak edecek ve kendi içinde kaybolacaksın" diyor.
"ne sesin çıkacak, ne de soluğunun buğusu kalacak."
"ne sesin çıkacak, ne de soluğunun buğusu kalacak."
"kalakalacaksın oturduğun yerde."
"ve içindeki son bi' kaç mum da sönerken.."
"sana bakanlar sadece buruk bi' gülümseme ve iki şiş göz görecekler; altı yaşında çekilmiş o ilk vesikalığındaki gibi"...
"gözünden yaş bile akamayacak"
victor

0 yorum:
Yorum Gönder