"beni özledin mi?
özlemişsindir. özlemişlerdir... (tabi hala bu bloğu takip eden biri kaldıysa?!?)
itiraf ediyorum. ben de özlemişim.
istanbul'u bir süreliğine ardımda bıraktım ve onunla birlikte bir çok şeyi de... yedi ay sonra ilk defa izmir'de aile evimdeyim..." 10.09.2010
yazıp yarım bırakmıştım... hazır değildim dönmeye. evlilik arefesindeki küçük ablamla yeni konuşmuş, ona gay olduğumu söylemiş ve bunu yaparak kendimi değil aslında onu rahatlattığımı sonradan fark etmiştim...
eskiden olduğu gibi babaevinde sıkılmadığımı, istanbul'a dönmeye heves etmediğimi... kalabalıklar olmadan da yaşanılabileceğini, basit alışkanlıklardan da hazlar alınabileceğini... büyüdüğün evde çocukluğundan kalan bir huzurun olduğunu...
ve yine yarım bırakıp (16.10.2010) günler sonra tekrar devam ediyorum. bu sefer bırakmak istemiyorum yarıda. yine maddelemek iyi olacak gibi:
* okulla bütün ilişiğim bitti. artık çalışıyorum. bağdat caddesinde sakin bir ofiste. kendi mesleğim değil, çok aham şaham da değil ama yine de bir süre böyle devam etmek istiyorum.
* artık kendi parçam gibi gördüğüm bir kedim var. kızım diyorum ona. 3 haftalıkken aldım yanıma şimdi aşkım giderek büyüyor.
* aşk demişken. oldu... birine aşık oldum ve onun da gözlerinde aynısını görüyorum. hala tanıma aşamasındayız ama geleceğe dair konuşuyoruz. aramızdaki enerji akışı, karşılıklı beğeni ve hayranlık ve ten uyumu müthiş... sonuncum olmasına hazır mıyım; bu büyük sorumluluğu almak nelere mal olacak? bilmiyorum... cevaplar kendiliğinden gelecek.
* ablam evlendi. 10.10.10'da. herkes salak salak sıra sende demeye başladı. ablam göz ucuyla bana baktı her seferinde. "biliyorum ablacığım, o sessizliğinin altında yatanları" bakışıyla... büyük ablama söyleyemedim daha. anneme de. ama millet sıra sende derken ikisinin tavrı da aynıydı. hayatını kursun sırası gelince inşallah. bazen acaba adlandırıp şeffalaştıramasalar da içten içe hissediyorlar mı diye düşünmüyor değilim. bir gün karşılarına erkek arkadaşımı çıkarıp "hayatımı bu adamla birlikte sürdüreceğim" dediğimde büyük şeyler olacağını sanmıyorum.
* hayatın belirgin bir amacı olmadığını fark edince hem yoğun hayal kırıklığına uğruyor insan hem de rahatlama yaşıyor. şu anda rahatlama aşamasındayım.
* gelecek anksiyetesi semptomları yine başladı. mücadele ediyorum. insanın kendi zihni ve hayal gücüyle mücadele etmesi gerçekten çok ilginç. kendine karşı nasıl strateji geliştirebilirsin ki?
* bütün gün karşımda mtv açık ve MTV Red Hot Chili Peppers haftasonuymuş bugün. içim dışım bu grup oldu. ama gençken ne kadar güzel şeylermiş bunlar. solisti zamanında bi röportajında demişti ki: "eğer şimdiki eşimle karşılaşmasaydım şu an gay hayatı sürüyor olurdum." hala düşünüyorum...
to be continued
victor

8 yorum:
tanıştığın adamla çok çok çok çok çok mutlu olmanı diliyorum vic. :))))))))))))
teşekkür ederim coach
hoş geldin çocuk özlemekten ötesi ..
seni tekrar okumak güzel:)mutlu olduğunu bilmek de..:)
hoşbulduk demek isterdim ama kimseleri bulamadık nesimi =')
sağolasın bad-ı saba'cım. mutlu bi yazı mı olmuş? o zaman doğru ifade etmemiş beni. mutluyum diyemem. anlatırım burdan...
Evet mutlaka devam etmeli...
en azından aşkı bulmuş olabilmek bile güzel dğeil mi, az tatmış olmak bile hı?
evet var dağılma hatta çözülme..ama hayat burda da hükmünü icra ediyor işte..
toparlanırız be çocuk kırık dökük ne kaldıysa..
Yorum Gönder