"You ask me
Why it is I come to you"
seninle ilgili olan her şey bir merakla başladı. sonrasında katlana katlana kedi merdiveni gibi... biz iki kedinin zevkle tırmandığı...
ama onu tutuşturan bir şey vardı. başlangıcın başlatıcısı...
geçmiş olsun parmakların için.
seninle tanıştığımıza sevindik Victor.:-)
15 Ekim 2009 17:54 "
sanal dünyada his yoktu. ama senin yorumuna baktıkça hissediyordum ve gülümsüyordum. sen kimdin yabancı? dünyama hızla dalma hevesiyle daha çok merak eden ve merakıyla beni de meraklandıran...
B. -sesini duyabilir miyim?
V. "ses kaydı gönderiliyor..."
B. - diksiyonun ne kadar düzgün
V. - ciddi misin? =)
diğerleri korkup vazgeçmişken biz kararlı kararlı buluşmuştuk. önce aşığıyla buluşmuş tazeler gibi ürkek ce heyecanlı bakmıştın uzunca süre sonra yıllardır tanıyor gibi öpüp koklamıştın. bense rahat tavırlarımla çok havalı durmaya çalışmıştım ama 444 antenimin 440'ı senden gelenleri toplamakla meşguldüler titrek titrek. diğer 4'ü her zaman açıktır biliyorsun...
bu kadar içten olmaya alışıktım ama bu kadar içten olunmasına alışık değildim. duruydun, hem de çok... güvenli limanda olmakla elin ayağına dolanması hisleri birbirine karışırken karnında kanatlı hayvanların uçuşması gibiydi senle karşılaşmak... o gün bitmesindi...
"I'll show you my reality
I've seen a few"
senden hem korktum hem de sana sonsuz bir güven duydum. başkalarında, bana ait olanlardan fazlası her zaman sende oldu. sanırım bu durum kolay kolay değişmeyecek de.
geçenlerde sana da itiraf ettim ya. sevginden korkuyordum. böylesine güçlü sevilebileceğimi bilmezdim. sevgin de senin gibi duruydu. ama durgun değildi. ilk defa beraber uyuduğumuz gece çok ürkmüştüm. yine o güvenli liman - el ayak dolaşması hissi. sonra, sen gittikten sonra bıraktığın notu okuyunca hem kocaman gülümsemiş hem de ürkekliğime yanmıştım. keşke sıcaklığını daha çok çekseydim tenime, depolasaydım. sen bana sımsıkı sarılırken ben de sana sımsıkı sarılsaydım. daha da sıkı...
"all our fates are so entwined"
istiklali seninle gezdiğim gibi kimseyle gezmemiştim. sonradan da kimseyle öyle gezmedim, kendi başıma bile. zaten kendi başıma dışarı da çıkmıyorum artık... seninle iken çikolata kaplı kahve drajelerinin tadı başkaydı. sen bana çok gıcık olurken japon turistlerin kazıklanmasını önlemeye çalışırken bakkalın gazabına uğramaktan son anda kurtulmak da. yağmurun altında seni öpmek de. göndereceğimiz kargo için delişmen çocuklar gibi yaptığımız planlar hediye beğenmeler karar alıp verip bozmalar... senleyken çok güzeldi. senle olmak güzeldi, yapılanlar bahaneyken...
senin blog açmaya karar verdiğini duyduğumda nasıl da sevinmiş, heyecanlanmıştım. sanki yıllardır beklenen bebek doğacak dünyayı kurtaracaktı. senin bebeğin de dünyaları kurtardı. seni okuyan bizlerin duygu dünyalarımızı...
"birbirimize iyi geliyoruz vikim" derken çok haklıydın. sözleşmiştik, ikimiz aynı anda göçmeyecektik. sözümüzü tutamadık. hep aynı zamanda aynı beklenmedik mevsimleri yaşadık. bendeki unutmak değildi, uyuşan zihinde hatırlayamamaktı...
"Explain to me
Just what it is you have to lose"
beni senin hakkında en çok çaresizlik üzdü. yüzümü dayamayı sevdiğim saçların döküldüğünde, zayıfladığında, okulun canını sıktığında, yüreğin hak etmediği havasızlıkta zar zor nefes alırken çırpındığında, sana gelemediğimde, ulaşamadığımda, ulaşmaya utandığımda, hatırlayamadığımda.... ve bunlardan bazılarının farkına sonradan varıp kanatlarım iki yanıma düştüğünde... hissettiğim buydu.
senle ilgili ne çok pişmanlığım varmış benim. ama pişman olduğum bana yaşattıkların değil beyaz kuzum, benim sana yaşatamadıklarım...
viki'n

9 yorum:
Offf ki ne off! Saf sevgiyi gördüm.
ah çocuklar ahh..
sizi seviyorum.
Beni tutuşturan sensin, içimin ateşisin.
.
Pişmanlığını taşımana gerek yok artık, yazdın, temize çektin, geçti. Mutlaka bir gün görecektin defterde, gördüğünde üzülmen kaçınılmazdı, bir an önce oku, bitsin istedim. Okudun, üzüldün, bitti, kalma artık orda. Zamanımız bitmedi, biz daha bitmedik. Yeni bir hayatımız var şimdi, yenilendik. :)
Yayının tarihine bir bak.
Bu tarih bizim ilk görüşmemizin tarihi.
.
Seni de, içinin müziğini de çok seviyorum. Hiç bir şartı olmadan. Planların şartı olur, görüşmelerin şartı olur, şartlar yerine gelirse görüşülür, edilir. Benim sana sevgimin, muhabbetimin bir şartı ve gerekliliği yok, sevginin kendi doğurduğu ihtiyaçları var, karşılıyoruz onları da. Benim seni sevmem için sen varol, yeter.
.
Kendimize, kendi şartlarımızca bir hayat kurmaya çalışırken, hayatta kalmaya çalışırken, yıkılırken, kalkarken, parçalanırken, parçalarken, bütünlerken, senin ruhunun olduğu her şeye dokunabilmek - ifadelerimle ifadelerine, müziğimle müziğine, bedenimle bedenine - nasıl temizlendiğimizi ve arındığımızı görmek çok güzel. Çok güzel.
.
When we are looking for a land to settle down, this is our fate, we will be laughing through tears. Our sensitive hearts, receptive souls and sharp minds will lead to another. Don't u worry my baby, the tears we cry make us shine brighter, our break downs shape our jewels better.
We are the victorious.
Bu arada çok geçmiş olsun Viki
Ne muhteşem bir aşk. Herkese nasip olmalı. En çok yağmur altındaki öpüşmeyi kıskandım. Ben sevdiğim kadını hiç öpmedim yağmur altında.
Ruhlarınız birbiriyle dans ediyor. "keşke sıcaklığını daha çok çekseydim tenime, depolasaydım" en çok da buna üzüldüm. İnsan niye göz göre göre kaçırır ki fırsatları. Ama çok da hayıflanacak bir durum yok. Başka bir gecede tüm arzular gerçekleşir...
bilge ben gay'im bu arada.
Gaysin... Yani?
İki erkeğin, iki kadının; aşklarını, tenlerinin birbirlerine olan arzularını normal gördüğümüz bir dünyada senin gay olman sorun gibi görünmedi bana...
gay olmamın bi şeyler için sorun olduğu da söylenmedi sana.
B.nin bloğunda yaptığım yorumu buraya da taşıyorum:
"valla kahveyi kim içer bilmiyorum ama B. ile aramızdaki ilişkiyi ve sevginin yoğunluğunu yanlış anlamış olabileceğinizi fark ettim.
bu yoğunluktaki bir duygu günümüz dünyasında hemen her zaman cinsel pratik içeren "aşk" olarak tanımlandığı için kafalar biraz karışmış gibi...
ben gay bi erkeğim. berna da kadın. aramızdaki duygular bambaşka, kolay tanımlanabilen cinsten değil..."
Bu mola çok uzadı. Yeni yazının zamanı gelmiş...
Yorum Gönder