özgüvenimden geriye kalan son kırıntıları da son olaylarla birlikte kaybettim...
uzun zamandır bir yalanla yaşıyormuşum. kabullenildim sanırken aslında içten içe öteleniyormuşum...
küçük ablam... beni dünyada en çok seven (en azından beni buna inandıran) insan. gay olduğumu öğrendikten sonra hayatta hiçbir şeyden mutlu olamıyormuş. bana acıyor. değişmemi o kadar çok istiyor ki yüzü değişiyor. son görüşmemizde şunu anladım; benim içimde iki insan varmış gibi davranıyor. birisi hep bildiği, sevdiği, o güzel küçük kardeşi; diğeri sevemeyeceği, kabullenemeyeceği, anlamak bile istemediği pis bir şey... o şey hiç yokmuş gibi davranıyormuş benim yanımda. ne zaman bahsi geçse birden değişmesi o şeyi değil, kardeşini yaralıyordu aslında... top demesi de, yumoş demesi de...
büyük ablam... onun için yaptığımız onca fedakarlık ve emekten sonra öyle şeyler dedi ki bize, annemin artık eskisi gibi olabileceğini sanmıyorum. hiç bu kadar yıpranmış ve tükenmiş görmemiştim onu. gözlerindeki nasıl ve neden kahrediciydi. bense derinden sarsıldım.
keşke bir anlık bir delirme anı ya da ağızdan kızgınlıkla fırlayan kelimeler olsaydı. keşke... ama bu bir süreçti. yıllardır sabırla izlediğimiz, yer yer ona yer yer kendimize kızdığımız bir süreç. kan bağının aslında sadece afili bir sözden ibaret olduğunu gösteren acı dolu bir süreç..
arabasıyla bizi neredeyse bilerek defalarca ölüme sürüklemeye çalışan, babam hastanede acılar içindeyken herkesi saçma sapan ama yakıcı sözleriyle darmadağın eden, yeğenlerime sorumsuzca davranan, yıllardır ağzından tek bir "özür dilerim" duymadığım bu kadın benim ablam değil... yıllar öncesinde kalmış, o hassas ama bi' o kadar mücadeleci kız...
artık ikisiyle de yalnızca tesadüf eseri görüşürüz sanıyorum. hele bu sabah istanbul'a dönmek üzere evden çıkarken sakinlikle baktığımda yüzlerde gördüğüm ifadeden sonra, hiçbir zaman görüşmemeyi diliyorum.
ama toparlayamıyorum.
gözlerim dolup dolup kuruyor...
fark ettim ki ne zaman çok yalnızım desem, hayat bana daha yalnız olabileceğimi gösteriyor... bu ise ne yaralarımı dağlayıp kapatıyor ne de beni daha güçlü kılıyor. sadece saçımdaki beyazlar daha çok artıyor. gözlerimi açık tutmakta daha çok zorlanıyorum...
bense beni seven birinin bana sımsıkı sarılmasını istiyorum... her şeyden çok buna ihtiyacım var...
victor

5 yorum:
canımsın :(
doğruyu söyleyemedikten sonra doğru söylemek de yavan kalıyor be gözüm.
sana öyle sarılabilmeyi o kadar çok istiyorum ki.
umarım her şey geçmiştir. umarım her şey dilediğin kadar güzel hale gelip hep öyle kalacaktır.
umarım şu an her şey dilediğin kadar güzel hale gelmiştir.
Yorum Gönder