bir şeyler ters be A.. neyi nerede nasıl yanlış yaptım bilmiyorum ama bu noktaya gelmemem gerekirdi.
sanki klasik bir normal dağılım eğrisinin yokuşundan aşağı iniyorum. fakat hiç normal bir hayatım olmadı ki benim. zirvesinden içine doğru çöken bi dağ gibi hissediyorum kendimi. ortası gittikçe çukurlaşan ama aşağıdan bakınca etrafında sağlam yamaçları gözüken. bana yukarılardan bakacak üstün görüşlere ihtiyacım var benim.
ben neden bu küçücük evrende sıkışıp kaldım acep?..
bir zamanlar o kadar çok ağlardım ki, içimde okyanuslar var sanırdım. şimdi en fazla "nemli" gözlerim, o da buhar olup bulutlara karışıyor artık gökyüzüne bile bakmayan gözlerimden. ıslak yastığımda uyumayı özledim. o zaman yeniden uçsuz bucaksız okyanuslarım olduğunu bilirdim.
olduğum yer, yaşanmışlıkların mı yoksa yaşayamamışlıkların ve yaşanamamışlıkların mı getirdiği yer bilmiyorum. bu aralar pek yaşayasım da yok.
omuzlarındaki yükü atınca yükselmek gerekmez miydi? ben niye çöküyorum o zaman. duyulmaz ağırlıkları mı yüklediler bana benden habersiz?
bazen sorumsuz, çoğu zaman da sorunsuz sanıyorlar beni. oysa bilmiyorlar ki, kendime verdiğim sözlerden sorumluyum ben. artık kendimi gerçek kılamadığımdan bu duraksamam...
ellerim de dizlerim de hep yere çok yakın. biri sırtımı tekmelese yüzüstü yere kapaklanırım.
yalnız ölmek bile istemiyorum artık. ölürken görmesin beni kimse derdim eskiden. yalnız başıma öleyim, usul usul bilincine vara vara. şimdiyse bedenim buz gibi olurken onu ısıtacak birileri olsun istiyorum. ardımda bıraktığıma sarılıp benden geriye kalanlar için ağlayacak, ağlayamayan ben için ağlayacak...
hüzün beni acıttığı kadar acıktırıyor da. aç karnına da yazılmıyor.
aç bir ruhla yaşanamadığı gibi...
victor

1 yorum:
aynı düşüncedeyim . birisi olsun ama cabuk olsun
Yorum Gönder