nefes alamıyorum...
bu gece ne kadar uğraşırsam uğraşayım, hangi yana dönersem döneyim düzene girmiş hayatıma baka baka nefessiz kalıyorum...
choco az önce dedi ki: "bir evin ve bir işin var artık, daha ne istiyosun?"
ne mi istiyorum?
--------------------- o ---------------------
lise 1'deyim. yatılı okul....cinselliği bırak, cinsel kimliğimin bile farkında değilim. biseksüel falan sanıyorum kendimi. ilk defa bir kızla öpüşüyorum; içim kalkıyor... arada aseksüel davranış örüntüleri sergiliyorum kendimce... ağır depresyon da geçiriyorum bu sırada. önce ağlama nöbetleri; sonra bayılmalar, histerik kasılmalar, psikiyatrla bir iki seans ve ilaçlar... o yeşil hapları hala hatırlıyorum. renkleri güzeldi.... çevremdeki erkeklerin çekici gelmesi dayanılmaz hale geliyor. zulüm gibi... sınıfımızda bir kaç çocuk var, hele biri çok yakışıklı görünüyor gözüme... çok da popüler...
lise 2... popüler çocuk daha da popüler... ama ben okula yeni gelenlerden biriyle ilgileniyorum. sürekli çömezlerin yanındayım. grubun içine dahil oluyorum. ona daha da yaklaşıyorum. farklı zamanlarda terasta geçirilen bir iki romantik saat... gerisi 2 yıl süren karşılıklı bakışmalar ve iç çekişler... dahası yok... popüler çocuğa yöneliyorum... kız arkadaşı var... çapkın bir havası da var... ama benim de elimde güçlü bir silahım var. en iyi masajı ben yapıyorum. ara sıra bana masaj yaptırıyor. masaja bayılıyor. sonra bu aralar sıklaşıyor. karanlıkta yapılan masajlar... teninin üzerinde dolaşan nefesim... öpmeler... bir kez olsun tepki göstermiyor... en belirgin tepkisi derin solukları ve sertleşen erkekliği...bir gün çok ileri gidiyorum... yeni duş almış, yatağıma uzanıyor... sırtına masaj yaparken öpmeye başlıyorum... uyuyor gibi yapıyor... sonra şortunu indiriyorum... ve hangi cesaretle bilmiyorum rimming yapıyorum... nefesi yine tanıdık ritmini alıyor... bir süre kendimden geçiyorum, sonra ne yaptığımı fark edip hemen geri çekliyorum... şortunu yukarı çekiyor... uykusunda tabi...
lise 3... popüler çocuk benim için artık popüler değil... ve hala kız arkadaşı var... artık masaj seanslarına başkaları da geliyor... onlardan birine aşık oluyorum... ilk defa birine aşık oluyorum... önce masaj sonra şakalaşmalar... beraber geçirilen güzel vakitler... üzerimizde sadece boxerlar bütün vücudumuz yapışmış halde gözgöze yapılan konuşmalar... sık sık toplantılardan, seminerlerden kaçmalar... yapılan felsefi tartışmalar... mezun olmama çok az kala sebepsiz dargınlık, çatışma, kavga ve sonrasında büyük nefret... altında yatan ayrılık korkusu... 4 yıl sonra bile, tekrar gözgöze gelinen o 10 saniyede, bütün dünyanın durması, ortamdaki herkesin unutulması ve tanıdık hüzün...
ve tüm bunların ortasında hiç planlanmayan, o zaman da şimdi de hiçbir şey ifade etmeyen, her şey dahil 10 dk'yı geçmeyen ilk deneyim...
sonrasında üniversitede kendini, kimliğini keşfediş... uyanış... ve yeniden aşık oluş... yine aynı bildik ritüel... masajlar... masajlar... etütte yapılan masajlar... odada, karanlıkta masajlar... onun ayrılmak zorunda olması... hukuktan nefret etmem... onu unutamam, ondan sonra takıldığım herkeste onu aramam, bulamam... yanına bile yaklaşamadılar...
şimdi bile kalbim acıyor... elimde sadece tek bir fotoğrafı var; onu sevdiğimi bir kez olsun söyleyememiş olmanın asit gibi yakan pişmanlığı... nerde, napıyo bilememek... düşünmekten nefes alamamak... yalnızlıktan nefes alamamak... ağlayamamaktan boğulmak... içine akan kendi gözyaşlarında boğulmak...
--------------------- o ---------------------
o, gitti choco... artık dönmeyecek... şu an hayatımda kimse yok... aylarca kapadım kapıları... kimse giremedi... sonra dayanamadım... açtım kapılarımı. şimdi de ne gelen var ne giden... artık bir evim; bir odam var choco... ama her gece yalnız uyuyorum... aylardır... telefonuma gelen hiçbir mesaj beni heyecanlandırmıyor... içimde bir sevgiyi büyütemedikten sonra çalışmak, kazanmak, bazen yaşamak bile boş geliyor choco...
victor yalnız choco... o ağlayamıyor...
(bu son yazım olabilir... anlatmak istediğim çok şey var ama artık anlatacak gücü kendimde bulamıyorum... üzgünüm)
victor

9 yorum:
yüreğini hafifletmek için sen yinede yazmaya devam et canım...
biyerlerinden teğet acılar...
"insan alışan hayvandır" lafının zalim ağırlığı...
zaman bütün yaraların, zamansızlık tüm acıların müsebbibi ...
şarkıdan adam yaptım güneşe inat
üç vakte kadar aşk üç bin ışık yılı
başında satürnün renkli kuşağı
ölmek zor, yaşamak?
bu son yazı fikrinden hoşlanmadım, blog tutmak istiyorsan kendine kafanda bir program yap derim, mesela ben her gün bir yazı giriyorum sen bunu haftada bir yazı gibi düşünebilirsin, ayrıca çok öenmli bir nedenin ve işin yoksa bu düzeni aksatmazsan bizi de bu güzel yazılardan mahrum etmemiş olursun.
Umarım yazmaya devam edersin,yazmak bi bakıma kendinle ve yaşadıklarınla yüzleşmek adına,kendin adına iyi oluyor...
Yaşadıklarını aynen bende yaşadım inan ama zaman en iyi ilaçtır sakın unutma inan hepsinin geçtiğini ve haytında yeni güzellikler olacagını bil.Umudunu kaybetme o güllikler gelip seni bulacak
dvm et lütfe.
Merhaba, aslında yorumlarda aynı istekten bahsedilmiş ama ben daha önce hiçbir şekilde yazmayan bir adsız olarak eğer size ulaşabileceğimiz bir mail olursa sevinirim. My e-mail:4409544@gmail.com
acı'nın ötesinde bir şey de vardır:
acı'nın farkında olmak!
üzgünüm viktor, sayılı bazılarımız gibi sen de o raddeye gelmişsin. ölmekdikçe farkındalığın artacak. sussan bile ölemeyeceksin! kusmuk hammaddesi gibi içinde anaforlara yaratacak içinde acı özsuyu..
biliyorum,
bilmelisin,,
bir gün mutlaka kusacaksın,
kusmayı yine kendine söz vererek!
acın daim olsun..
aynen, bir damla, iki damla akıyor gözlerimden. üçüncüsü olmuyor. sinirleniyorum, daha hüzünleniyorum. ağlamak tek çıkış yolum, ama ağlayamıyorum..
Yorum Gönder