kimse şikayet etmemiş ama sürekli ingilizce konuşmaktan dolayı beynimin ingilizce işlediği anda yazdığım yazıyı türkçe'ye çevirmenin güzel bir hareket olacağını düşündüm...
bildiğiniz gibi 13. avrupa kısa kulvar yüzme şampiyonası istanbul'da düzenleniyor. 4 gündür (artık 5 gün oldu) abdi ipekçi arena'da görevli olarak çalışıyorum. akreditasyon merkezinde çalışmam için teklif geldi ben de kabul ettim. bayaa yorucu olsa da iş yine de eğlenceli. dünyanın dört bir yanından gelen bir sürü yüzücü, abartılı tepki ve ifadeleriyle organizasyon komitesinden çılgın italyan tipler, çatlak süpervizörlerimiz vs... eğer şampiyonayı izlemeye gelirseniz bir ihtimal beni de görebilirsiniz.
------------ o ------------
günlük girdileri sürekli takip eden bir blogcu olarak diğer blogları gezerken yorumcuların üzerlerine tıklamaktan kendimi alamıyorum. böyle böyle 20 tane kayda değer blog buldum. her yeni blog keşfedişimde şunu iyice fark ettim ki herkes bir belirsizlik içinde. bazıları ne yapmalarını gerektiğini bilmediğinden muzdarip, bazıları "ne"yi biliyor ama "nasıl"ı arıyor. bu bilinmezlik hayatlarını daha zor ve daha kasvetli hale getiriyor. tıpkı onlar gibi bir çoğu da hayatın "zorlu bir kaltak" olduğunu düşünüyor ama bence hayat, çok basitçe, kendi kuralları olan kibar bir küçükhanımdan başka bir şey değil. hadi millet, sürekli onu becermeye çalışmak zorunda değiliz! çünkü her deneyişimizde, biz yapamadan, o bizi daha fena beceriyor!
------------ o ------------
daha önceki yazılarımda 3 numara diye bahsettiğim benim küçük tatlı kaçık arkadaşım bu aralar kırılan kalbini onarmaya çalışıyor. o bu kırıklıklara alışkın alışkın aslında ama o her reddedilişinde o kadar çok acı çekiyor ki benim kalbim de acıyla burkuluyor... n'olur Allah'ım, onu hak eden gerçek bir erkeğin bu küçük kızı bulmasını sağla!
------------ o ------------
ev-vet! nihayet! uzun bir inzivadan sonra birine karşı gerçek duygular beslemeye başladım. uzun zamandır bu çocuğu istiyordum ama onun da beni kovaladığını fark ettiğimden beri çok heyecanlıyım. haftaya, şampiyonadan hemen sonra, bu yakışıklığının içini ısıtacağım... sıcak çikolatayla ='). bakalım neler olacak...
victor

3 yorum:
sevişirken hangi dilde inliyorsun
o dil daha bulunamadı ;')
(inlediğimi de nerden çıkardın ='P)
İngilizcesi daha eğlenceliydi.
Bu arada mehmet akifin yorumuna koptum :D İnlemenin dili olduğunu düşünen çok zeki bir arkadaşımız :D
Yorum Gönder