"canım çok acıyor..."
otobüse binerken sadece bu kadarını söyleyebildim... sonra kendimi boş bir koltuğa attım. hayat o kadar garip ki... yanımda oturan çocuk lise aşkımdı.
baştan alayım...
dün (çarşamba) konserden sonra sabahın altısına kadar hisarüstünde oturduk iki kişi... konuştuk, anlattık, dinledik, türküler söyledik. hayatımda ilk öğrendiğim türkü bile aklıma geldi, alkol bazen işe yarıyor. bana annem öğretmişti. ne yazık ki sadece iki kıtasını hatırlayabildim...
eve nasıl attım kendimi, şimdi tam hatırlamıyorum. öğleden sonra kalktım, tekrar gittim; bu sefer bir arkadaşın konseri için. bence güzeldi, onca değildi. konserden sonra üzüldü, ağladı hatta. elimden bir şey gelmedi. yemek için uzun süre önce bozuştuğum ama artık tekrar görüştüğümüz arkadaşımla ve yine arkadaşım olan sevgilisinin yanına gittim. birbirlerine çok yakışıyorlar ve o kadar zeki, kültürlü ve güzel iki genç insanı birlikte görmek gerçekten çok hoşuma gidiyor. lakin içimi acıtan birbirlerini çok mutlu edebilecek bu ikilinin ufak pürüzlerin yarattığı kıvılcımlar yüzünden birbirlerini incitmeleri...
ben yemeğimi bitirmeden masayı terk etti kız tarafı. yine doğru iletişim yöntemleriyle ilgili yetmiş türlü şey geçti aklımdan ama ağzımı açmadım. kendileri çözecekler biliyorum.
biz iki üzgün adam da kalktık. bir şeyler geveledim. bilmiyorum ne kadar etkili oldu. yolda liseden tanıdığımız arkadaşlarla karşılaştık. uzun zamandır görmemiştim. hele birisini, neredeyse yılda bir kere, o da denk gelirse görüyordum. lise sondayken güzel şeyler yaşamıştık. yüzüne baktıkça hala hatırlıyor ve kendimi iyi hissediyorum. içecek bir şeyler alıp boğaz manzarasına doğru indik. az kalabalık bir grupla erkek erkeğe takılmayalı olmuş bayaa.
indik, içtik, bir sürü şeyden konuştuk. bir ara başımı onun omzuna koydum. yıllar sonra ilk defa. iyice sokuldum ve o kadar iyi hissettim ki kendimi. hissettiğim, aşk ya da geçmişe özlem değildi. bu kadar iyi hissetmemin tek sebebi ona duyduğum güvendi. uzun zamandır kimseye bu kadar güvenemediğimi fark ettim o an. ona güveniyordum ve onun yanımda olması, onun yanında olmak iyi gelmişti. o sırada başka birini düşünüyordum. evet daha önce bahsettiğim çocuk...
------------ o ------------
uzun mesajlaşma trafiğinin ardından ikimize de uydu ve ona gittim pazartesi akşam. her şey iyi başladı, iyi devam etti ve onun evinde geçirdiğim 23 saat genel olarak tatmin ediciydi. yakınlaştık, beraber uyuduk ama hayır, malum işi yapmadık onun için gitmemiştim oraya...
gerçekten susmayı başarabilir ve bunu yaparken de dikkatle dinlerseniz kısa sürede karşınızdaki hakkında bir sürü şey öğrenebilirsiniz. ben de bu sürede o kadar şey öğrendim ki ona dair. önce ne kadar kırıcı olabileceğini, sonra ne kadar tatlı olabileceğini, kalp kırmaktan korkmadığını, bir süre klinikte yattığını, fuck buddyleri olduğunu, romantizmin sadece bir erkekle bir kadın arasında olabileceğine inandığını, deli gibi para harcadığını, arada sırada da olsa kokain kullandığını, aslında çok kararsız olduğunu ama özgüvenli görünüşüyle bunu sakladığını... aynı anda nasıl hem acımasız hem de şefkat dolu olabileceğini...
anlattığı her şeye rağmen onu kabullendim. batmadı söylediklerinin hiçbiri. bu akşama kadar...
------------ o ------------
bankta oturmuş son yudumlarımı alırken mesajlaştık. o da içiyordu. ne kadar içti bilmiyorum ama yazarken gayet kendindeydi gibi geldi bana. sonra bir mesaj gönderdi. şaka idiyse berbat bir şakaydı; eğer gerçekten bunu kastettiyse bu kadar acımasız olabileceğine inanamıyorum hala...
tam olarak ne olduğunu söyleyemem. o mesajda ne yazdığını da ama, o kadar acı çekiyordum ki. sus pus oldum birden. diğerleri meraklandı ama söyleyemedim. açıklayamazdım. anlatamazdım. sonra gitmek istedim. eve dönmek. kendime zarar vermek istiyordum. tıpkı bir yıl önce olduğu gibi... otobüse ilk ben bindim. ilk boş yere attım kendimi. o yanıma oturdu sessizce. hiç konuşamadım. kim bilir tekrar ne zaman görüşeceğiz, o yüzden iki kelime etmek isterdim. konuşsaydım ağlardım. sustum. onlar indi. ben devam ettim. eve geldim. daha da kötü oldum. soğuk havada yürümek az da olsa azaltmıştı sanki acımı ama eve girince yine o dayanılmaz kendine zarar verme arzusu şiddetlendi. tıpkı 1 yıl önce olduğu gibi... yapmamalıydım. vücuduma zarar vermemeliydim. yine tek çarem vardı. elime aldım makineyi. tıpkı 1 yıl önce olduğu gibi... aylardır makas değmemiş buklelerimi dibinden kazıdım... ulaşamadığım yerleri, çağırdım, ev arkadaşım kesti, istemeye istemeye. kızdı ve üzüldü. "....ten ayrıldım, telefonda ağladık, ben de mi keseyim saçlarımı" dedi. "sen sakın kesme" dedim. işim bittiğinde bir lavabosu dolusu parlak bukle ve aynadaki parçalanmış yüz kaldı geriye. bu kadar uzadıklarınıysa hiç fark etmemiştim...
victor

5 yorum:
Ahh victor, naptın sen? o kadar insanın içini sızlatan şeyler yaşamışsın ki. Dolu dolu geçirdiğin, eğlendiğin günlerin acısı böyle olmamalıydı.
Onun gönderdiği mesajı yazmamışsın, ancak tahmin edebiliyorum. Böyle yapcağını bildiğin halde ondan nasık medet umarsın, bu kadar gözü kapalı davranmayı senden beklemezdim. A'dan Z'sine kadar onu tarif etmişsin üstelik. Objektif(olabileceğini biliyorum) olup dışarıdan baktığında, böyle karakterde bir insanla birlikte olunur mu?
Zamanında benimde saçım uzundu, kesildi gitti. Umarım feda ettiğin buklelerin , o bir yıl önceki bahsettiğin duruma gelmemeni sağlamıştır. En kısa zamanda yaşanılabilir hale gelmeni umut ediyorum (normali bahsetmiyorum bile)
Kendine çok iyi bak victorcum, en kısa zamanda daha iyi haberlerini bekliyorum.
Sevgiyle...
nasıl kıydın yahu?üzüldüm bak şimdi.bugün zaten öyle üzerimde bi depresyon havası var..daha da bi etkiledi, senin bu yazı beni.
Victor is sad.
Hüzün sana yakışıyor V.
Ben senin hayata duruşunu beğeniyorum. Yalınlığını, duru halini. Kendine bu kadar kırılgan bir adamın etrafına bu kadar yapıcı ve pozitif olabilmesi müthiş bir karışım.
Sen özel bir ruhsun V.
Eğer o giden saçlar sana kendini daha rahat hissettirdiyse varsın gitsin. Yerinde kalan sen ol V. Dimdik ve ayakta.
Keşke kafamızın içindeki düşünceleri ve duygularımızı da saçlarımız gbi budayabilseydik...Ben katlı bir model tercih ederdim şahsen=DBoyatmazdım ama...=DBöyle bir yazıya yapılabilcek en aptalca yorumda buydu heralde,düşün o kadar etkilendim...!?
Yorum Gönder